Rogue One: A Star Wars Story’deki Carrie Fisher’dan Fast&Furious’taki Paul Walker’a kadar, öldükten sonra filmlerde sapasağlam görünen aktörlerin sayısı artmaya başladı. Hatta kimi zaman sahneye bile çıkıyorlar. Mesela merhum şarkıcının anısına kurulan bir hayır kuruluşuna destek için, Amy Winehouse’un hologramı bir tura bile çıktı. Kimi aktörler ve film şirketleri üç boyutlu dijital tarama sayesinde oyuncuların öldükten sonra bile kariyerlerine devam edebildiği bir geleceğe hazırlanmak için paçaları çoktan sıvadı. Şirketler favori süperstarları öldü diye onlar üzerinden para kazanmayı bırakacak değil sonuçta, değil mi? Gerekli teknolojik aparatla yıldızlar sonsuza kadar para kazandırabilir.
“Parası olan insanlar için kaybetme imkanının olmadığı bir bahis gibi aslında bu. Tanıdık bir yüz sonuçta,” diyor Rogue One’daki Prenses Leia rolü için Industrial Light and Magic şirketi tarafından üç boyutlu taraması yapılan Ingvild Deila. “Geçmişte işe yaramış şeyleri tekrar etmeyi seviyoruz. Bu yarı maddi, yarı nostaljik bir şey.” Bu yılın başlarında Last Jedi’ın görsel efekt süpervisörü Ben Morris’in Inverse dergisine verdiği bilgiye göre, Star Wars zinciri bütün önde gelen oyuncularını tarattırıyor. Ne olur ne olmaz. “Bunu hep yapacağız,” diye ekliyor Morris. “İhtiyacımız olup olmayacağını bilemeyiz çünkü.” Ünlüler içinse, bu yöntem ölümlerinden sonra ailelerinin para kazanması, şöhretlerini sürdürmeleri ve -enteresan bir şekilde- gençliklerini korumaları için bulunmaz bir fırsat.
Dijital Koruma
Görsel efekt şirketi Digital Domain –ki Avengers: Infinity War ve Ready Player One gibi projelerde çalışmış bir şirket- henüz bu hizmeti kamuya açık hale getirmese de, bazı aktörleri taramaya başladı. “Gazetelere ‘aslınızı koruyun’ gibi bir ilan vermiş de değiliz aslında,” diyor şirketin Dijital İnsan Grubu bölümünün başkanı Darren Hendler. Digital Domain’in ünlülere sunduğu hizmetler arasında, ileride yeniden oluşturulması kolay olsun diye oyuncuların yüzlerini akla gelebilecek her açıdan taratmak gibi şeyler de var. Bir küre içine koyulmuş yüzlerce özel LED ışığı kullanılarak insan yüzünü her bir açıdan, gözeneklere kadar kaydetmek mümkün.
Işıklar ayrıca dijital insanın yerleştirilebileceği çeşitli koşulları üretebilmek için farklı renkler de yayabiliyor. Bu da daha detaylı, iyi renklendirilmiş, gölgelendirilmiş ve yansıtıcı bir derinin üretilmesini sağlıyor. “Basitçe, deri altındaki kanın nasıl değiştiğini yakalamaya çalışıyoruz,” diyor Hendler. “Yüzün hareket ettiğinden ve renk değişimlerinin doğal bir şekilde gerçekleştiğinden emin olmak istiyoruz.” Kullanılan teknoloji ayrıca aktörler farklı yüz ifadeleri yaptıkça kırışıklıklarının nasıl değiştiğini veya vücutlarının hareket ettikçe nasıl göründüğünü yakalayabiliyor. Böyle ufak detaylar dijital yüzleri daha doğal, daha az plastik yapmaya yarıyor.
Digital Domain belli başlı bazı saç tiplerini, gardıropları ve sahne malzemelerini de taradı. Toplam süreç yaklaşık iki gün sürüyor ve istenilen ayrıntı düzeyine göre 5-10 terabayt arası veriye gereksinim duyuyor. Kapsamlı bir hizmet elde edebilmek için milyonlarca dolar harcamak gerekiyor. Böylesine bir fatura, bu işlemin neden şimdilik sadece film endüstrisiyle sınırlı olduğuna da ışık tutuyor. Ancak dijital taramaya yüz binlerce dolar harcamaya gönüllü bazı bireyler geleceğe bu sayede yatırım yapabilir. Genç yaşta kendinizi taratırsanız genç rolleri oynama şansınız da artabilir, tıpkı yakın zamanda çıkacak Captain Marvel filmindeki Samuel L. Jackson gibi. Ayrıca görüntünüzü stüdyolara satarak öldükten sonra ailenize para kazandırabilirsiniz.
CGI’daki bütün bu gelişmelere rağmen, dijital olarak üretilmiş insanlar hala mükemmel değil. Rogue One, Peter Cushing’i Grand Moff Tarkin rolünde geri getirdiği ve Fisher’ı gençleşmiş bir şekilde sunduğu zaman, iki tip tepki aldı. Kimileri CGI’yı beğense ve hatta oyuncuların diijital olması çok dikkatini çekmese de, diğerlerine pek inandırıcı gelmemiş. İnsana çok benzeyen ancak insan olmayan humanoid’lere ve robotlara bakarkenki hissiyatla dolmuşlar. Gnomon Görsel Efekt, Oyun ve Animasyon Okulu’nun eğitim başkanı Beau Janzen’e göre, vücut ve deri hareketlerini tamı tamına kopyalamak görsel sanatçılar için hala zor bir iş. Aktörler konuştuğunda dudaklarının nasıl açıldığı veya yanak derisinin nasıl oynadığı gibi detaylar izleyiciye dijital bir karakter izlediğini fazlasıyla hatırlatıyor. Bu sebeple, canlı aktörlerin modellik yapmaları sonucu üretilen dijital kopyaların kapatamadığı bazı küçük ayrıntılar manüel olarak düzenlenmek zorunda kalıyor.
Görsel efektler gelişmeye devam ediyor; bu yüzden, ister kişisel sebeplerden olsun ister büyük bütçeli stüdyolar için olsun, dijital kopyalarını koruyan aktörler çoğaldıkça işler de kolaylaşacak. Hendler’ın tahminine göre Digital Domain (en meşhur işleri Coachella’daki Tupac’tır) şimdiye kadar yaklaşık 50-60 insanı taradı. Bu detaylı taramalar, protez maskelerden ya da oyuncuların eski video görüntüleri kullanılarak üretilen kopyalardan çok daha ayrıntılı ve isabetli. Janzen’a göre ise, ölmüş bir insanı geri getirmenin diğer CGI işlemlerinden pek bir farkı yok. Örneğin, dublörlerle baş rollerin yüzleri sürekli olarak CGI kullanılarak değiştiriliyor, bu yapılırken de esas aktörün vücut hareketleriyle olan tutarlılık bozulmasın diye bazı oynamalar yapılıyor. “Bunu geçtiğimiz büyük eşiklerden biri olarak görmüyorum çünkü zaten hali hazırda seyircinin farkında olmadığı birçok şey yapıyoruz.” diyor Janzen bu konuda.
Peki bunun sonucu ne olacak? Meryl Streep her yıl evine Oscar mı götürecek? Pek mümkün değil, ama Janzen öldükten sonra dijital kopyaları kullanılan oyuncuların sayısının giderek artacağını düşünüyor. “Filmi, hikayeyi geliştirmek için kullanılacak ne varsa, kullanılır,” diye bitiriyor.
Hazırlayan: Ufuk Cem Çakır | Kaynak