“Robotik” terimini ortaya atan, bilimkurgunun büyük ustası Isaac Asimov, aynı zamanda üretken bir köşe yazarıydı. Her zaman özlü ve nükteli olan yazıları havayolu dergilerinde, Newsweek’te, hatta American Chemical Society’nin dergisi SciQuest gibi gözlerden uzak sektörel yayınlarda yayımlandı.
1989 yılında Special Reports Magazine isimli periyodik yayında yayımlanan ‘Future Fantastic’ (Fantastik Gelecek) başlıklı yazısında, Google, Wikipedia, Facebook ve YouTube’u öngördü. O yıllarda Tim Berners-Lee henüz interneti icat etmemişti, sadece meraklı amatörler modeme sahipti ve BBS sunucularında oyalanıyorlardı. Mark Zuckerberg ilkokula bile gitmiyordu. Bugün kimse Special Reports Magazine’i hatırlamaz, ancak Asimov’un Robot Visions antolojisinde yeniden yayımlanan bu yazı, teknolojik tahmin yeteneğinin bir göstergesi olma ünvanını korumaktadır.

Future Fantastic, iletişimdeki dördüncü devrim olan bilgisayarın incelenmesiyle başlar. Konuşma, yazı ve matbaadan sonra ağa bağlı bilgisayar, çoğu insanın hiç olmadığı kadar yaratıcı olmasını sağlayacaktır. Asimov’a göre, bilgisayar haberleşmesinin ilk büyük pozitif etkisi eğitimi dönüştürmek olacaktır:
Kütüphane kullanışsızdır; insanlar oraya kadar gitmek zorunda. Alınabilecek kitap sayısı sınırlı ve kitaplar kısa süre içinde iade edilmeli. Çözümün kütüphaneleri eve taşımak olduğu çok açık. Konser salonlarının plakçalarlarla eve geldiği gibi, televizyonun sinemayı eve getirdiği gibi, bilgisayarla da kütüphaneler eve gelebilir. Geleceğin teknoçocukları meraklarını gidermek için hazır olanaklara sahip olacaklardır.
Asimov, teknoçocukların merakı ve öğrenmeyi, keyif ve rahatlıkla ilişkilendireceğini ve bilgiye giden yolda kendi yollarını çizebileceklerini yazmıştı. Ağa bağlanmış bilgisayarlar sayesinde beyin kaslarını çalıştırmaya alışık olarak büyüyebileceklerdi.
Asimov’un ikinci öngörüsüyse çalışmanın doğasıyla ilgiliydi. Makineleşmeyle birlikte zeka gerektirmeyen işlerin çoğu makinelere kalacaktı.
Bir robotun bir insan kadar iyi yapabileceği basit ve tekrarlı bir iş, insan beyninin itibarının altındadır. Teknoçocuklar büyüyüp iş hayatına atılınca drama, bilim, edebiyat, siyaset ve eğlence alanlarında yeteneklerini geliştirmeye daha fazla vakit bulacaklar. Eğitimde bilgisayar devriminin bir sonucu olarak bu tür işlere hazır olacaklardır.
Keynes’in ünlü Economic Possibilities for our Grandchildren adlı eserinde söylediğine benzer şekilde, Asimov da makineleşmenin insanları fiziksel uğraşlardan kurtaracağına ve serbestlik dünyasına yönelteceğine kararlılıkla inanıyordu. Bunun sonucunda insan kaynaklarının daha yüksek hızda biriktiğini gördü:
Zamana karşı yarışmak anlamsızdır, tatsız işlerin köleliğine karşı amansız bir mücadele de şart değildir. İnsanlar çeşitli ilgi alanlarını rahatça deneyimleyebilir, bazılarında becerikli ve bilgili hale gelebilir, farklı zamanlarda da değişik yetenekler geliştirebilir.
Asimov, yeteneklerini paylaşmak isteyecek Rönesans İnsanları’ndan oluşan bir toplum öngördü ve en yakın tahminini açıkladı: Sosyal ağlar ve YouTube.
Çoğumuzun içinde bir gösteriş meraklısı vardır. Duşta şarkı söyleriz, amatör tiyatroda görev alırız veya gösterilerde dans ederiz. Tahminime göre 21. yüzyıl, nüfusunun üçte birinin, kalan üçte ikisini eğlendirmeye çalıştığı bir toplumu görecek.
Her ay bir milyardan fazla kişi YouTube izliyor ve siteye her dakika 100 saatten fazla uzunlukta video yükleniyor. Her gün Facebook’ta 350 milyondan fazla fotoğraf paylaşılıyor. Asimov’un tahmini henüz tam olarak gerçekleşmedi ama o noktaya gün geçtikçe daha çok yaklaşıyoruz.
Kaynak: fusion.net | Düzenleyen: Sibel İnce