Webster Craig, Duncan H. Munro ve Niall Wilde (ya da Naille Wilde) gibi takma adlarla da tanıdığımız Eric Frank Russell, 1905 yılında Berkshire’da doğdu. Babası Kraliyet Askeri Akademisi’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyordu. Russell’ın bilimkurguya olan ilgisi otuzlu yaşlarına yakınken başladı. Amazing isimli dergide Leslie J. Johnson’ın yazdığı bir mektubu gördü ve onunla iletişim kurdu. Johnson da kendisi gibi bir bilimkurgu hayranıydı ve Russell’ın yazarlık kariyerini seçmesinde önemli rol oynadı. İki adam beraber çalışarak bir öykü yazdılar: Seeker of Tomorrow. Bu öykü, 1937 yılının temmuzunda, Astounding dergisinde yayımlandı.
Russell daha sonra İngiliz Bilimkurgu Hayranları’nın aktif bir üyesi oldu ve Future isimli fanzini çıkardı. Ayrıca ilk İngiliz Bilimkurgu Kongresi’ne katıldı. İlk romanı Sinister Barrier’ı, Astounding’in kardeş dergisi Unknown’un açılışı için kapak öyküsü olarak yazdı. Fortean (çeşitli gazete ve dergilerden topladığı gizemli, alışılmadık, tuhaf olayları derleyip yayımlayan Charles Fort’tan ilham alınarak oluşturulan bir terim) temalı bir kitaptı ve Vitonlar (kitapta geçen bazı karakterler) Charles Fort’un ünlü “I think we’re property (Bence biz birinin malıyız.).” sözüne dayanarak oluşturulmuştur.

Russell’ın ikinci romanı Dreadful Sanctuary yine Astounding dergisinde, 1948 yılında bölüm bölüm yayımlanmıştır. Bu kitap komplo teorisi konulu kurguların ilk örneklerinden biri olarak kabul edilir. Russell 1940’ların sonlarında yazı harici tüm işlerini bıraktı ve yalnızca romanlarına yoğunlaştı. Bu dönemlerde Fortean Society (Fortean Topluluğu)’nin İngiliz temsilcisi olarak görülüyordu. 1951 tarihli kısa romanı And Then There Were None (Ve Sonra Hiç Kalmadı, Metis Yayınları), hayran kitlesini “ob” (İngilizcede yükümlülük anlamına gelen obligation’ın kısaltması) ve “MYOB” (my-ob, benim yükümlülüğüm ya da Mind Your Own Business, kendi işine bak) gibi kavramlarla tanıştırdı.
Russell, 1963’te yayımlanan bir kısa biyografisinde kendini esprili bir dille şöyle tanımlar:
“185 cm boyunda, kahverengi-gri saçlı, yeşil gözlüyüm ve Nuremberg’de asılmalıymışım gibi duruyorum. En yakın arkadaşım Kaliforniya’lı Profesör Frederick B. Shroyer’dır. En yakın düşmanım, sonradan mezarına işaret koyduğum Aleister Crowley’dir.”

1951’de, Dear Devil ile Hugo En İyi Kısa Roman Ödülü’ne aday oldu. 1955’te, Allamagoosa isimli öyküsüyle Hugo En İyi Kısa Öykü Ödülü’nü kazandı. 1985’te, The Great Explosion isimli romanı Prometheus Hall of Fame Ödülü’ne layık görüldü. Nihayet 2000 yılında, ölümünden 22 yıl sonra Science Fiction and Fantasy Hall of Fame, Russell’ı bünyesine kattı.
Yaşamının son yıllarında bilinmeyen sebeplerden ötürü yazmayı bırakan Russell, Deep Space adındaki öykü kitabının arka kapağında yazdığına göre, en çok istediği şeylerden birinin “çok sayıda okuru, öldüğünde anlık bir üzüntü duyacak derecede etkilemek” olduğunu söyler. 1978 yılında hayata gözlerini yumduğunda oluşan üzüntü ise, hiç de anlık değildir…
Hazırlayan: Ufuk Cem Çakır