Four antennas of the Atacama Large Millimeter/submillimeter Array (ALMA) gaze up at the star-filled night sky, in anticipation of the work that lies ahead. The Moon lights the scene on the right, while the band of the Milky Way stretches across the upper left. ALMA is being constructed at an altitude of 5000 m on the Chajnantor plateau in the Atacama Desert in Chile. This is one of the driest places on Earth and this dryness, combined with the thin atmosphere at high altitude, offers superb conditions for observing the Universe at millimetre and submillimetre wavelengths. At these long wavelengths, astronomers can probe, for example, molecular clouds, which are dense regions of gas and dust where new stars are born when a cloud collapses under its own gravity. Currently, the Universe remains relatively unexplored at submillimetre wavelengths, so astronomers expect to uncover many new secrets about star formation, as well as the origins of galaxies and planets, when ALMA is operational. The ALMA project is a partnership of Europe, North America and East Asia in cooperation with the Republic of Chile. This panorama was taken by ESO Photo Ambassador José Francisco Salgado. Links ESO Photo Ambassadors webpage.

Uzaylı Avcıları Yapay Zekanın İzini Sürüyor

Evrenin derinliklerinde dünyadan başka bir yerde de canlı var mı sorusu, artık konunun uzmanları tarafından çok daha farklı biçimde soruluyor. SETI projesinde yer alan üst düzey gökbilimci Seth Shostak, ileride bir gün uzaylılarla değil, ‘düşünen makinelerle’ iletişim kurmamızın daha büyük olasılık olduğunu söylüyor.

Search for Extraterrestrial Intelligence (Dünya Dışı Zeka Arayışı) ya da kısa adıyla SETI olan örgüt, evrenin derinliklerinde uzaylılardan radyo sinyali arıyor. SETI projesinde görevli Seth Shostak, ”Radyo sinyallerini keşfettikten sonra bir medeniyetin yapay zekayı geliştirmesinin nispeten çok az bir zaman aldığını” söylüyor.

SETI@home_Multi-Beam_screensaver

Gökbilimciye göre, kafamıza yerleşmiş biyolojik ‘canlı’ tiplemesinin ötesine geçerek, belki düşünme yetisine sahip bir mekanizma ile iletişim kurmaya hazırlamalıyız kendimizi. Yakın zamana değin eğer uzaylılar varsa, biyokimyasal düzeyde en azından belirli ortak noktalarda benzerliklere sahip olacağımız düşünülüyordu. Örneğin, hayatın başı ve sonu belli bir süre zarfında vuku bulması, nesilden nesile üreyerek bir türün varlığını sürdürmesi gibi.

dnews-files-2013-03-lynette-jpg
Üçünü bir arada bulmak sanıldığında daha zor. Fakat gökbilimci Seth Shostak, kendi gezegeni dışıyla iletişim kurmayı düşünecek ve bu yönde adım atacak bir türün oluşması evrim açısından çok uzun bir zaman alsa dahi, bir kez teknolojik çağa girildikten sonra yapay zekanın ortaya çıkışının süratle gerçekleştiğini söylüyor. Bu konuda insanoğlunu örnek gösteren Seth Shostak, uzun zaman ağır aksak ilerleyen dünyadaki teknolojinin radyo sinyallerinin keşfinden sonra koşar adım geliştiğini ve yapay zekaya doğru sıçradığını söylüyor. 50 yıllık bir geçmişi olan SETI projesinde şu ana değin uzaydan bir sinyale rastlanmadı.

Dr. Seth Shostak, uzayın derinliklerinde makine olarak varolan yapay zekanın ”madde ve enerji nerede bolsa, oraya yerleşmiş olacağını” düşünüyor, çünkü bir makinenin işleyişi iki önemli etmene, madde ve enerjiye bağlı. SETI gökbilimcisi, madde ve enerjinin genç yıldızların yakınlarında, ya da galaksilerin merkezlerinde yoğunlaştığını söyleyerek, dikkatimizi bu yönlere çevirmenin uzaylı arayışında daha çok işimize yarayabileceğini belirtiyor.

Kaynak: BBC

Yazar: Pedram Türkoğlu

Anatomi anabilim dalında araştırma görevlisi doktor. Aynı zamanda yaban hayatı fotoğrafçısı ve bilim yazarı.

İlginizi Çekebilir

Tekrar Basilmasi Gereken 12 Bilimkurgu Kitabi

Tekrar Basılması Gereken Bilimkurgu Kitapları #5

Son yıllarda Türkiye’de bilimkurgu kategorisinde pek çok yeni kitap basıldı. Bunda yayınevlerinin türe olan ilgisinin …

Bir Cevap Yazın

Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin