Prometheus, mitolojik bir kahraman olsa da kadim çağların adı sanı unutulmuş bütün bilim kahramanları bir anlamda onun izinden gitmişlerdir. Prometheus’un öyküsü, anlamlı bir öykü… Kim bilir, belki de bu isimde bir insan yaşamıştır tarihte; belki de ateşi gerçekten o bulmuştur. Ancak, Prometheus’un tanrılardan çaldığı ateş, belli ki bilginin mecazıdır.
Prometheus’un kim olduğunu anlamak için Yunan mitolojisine kısaca değinmek gerekir. Yunan mitolojisine göre evren, Kaos adlı ilkel tanrıdan doğdu. Kaos, sonradan Titan‘ları doğurdu. Titanlar bir çeşit tanrı hanedanı idiler. Bunlardan biri olan Kronos, yerine geçerler korkusuyla kendi çocuklarını yemeye başladı. Bu çocuklardan Zeus, Kronos’un elinden kurtulmayı başardı ve Titan’ların da yardımıyla onu alaşağı ederek, iktidarı ele geçirdi. Zeus, Olimpos Tanrıları denen yeni bir tanrı hanedanı kurdu. Sonradan, Olimpos Tanrıları ile Titanlar arasında bazı savaşlar oldu. Prometheus, Titanların çocuğudur.
Bu büyük kahramanın hüzünlü öyküsü Vikipedia’da şöyle anlatılıyor:
“Prometheus, kardeşleri gibi, tanrısal düzene kafa tutmuş, karşı çıkmış ne var ki öteki kardeşlerinden farklı olarak sonunda insanoğlunu yaratarak ve onlara ateşi vererek bu düzeni değiştirmeyi başarmıştır.
Olympos tanrılarının kuvvet ve kudretine karşılık, Prometheus’ta kurnazlık ve zeka vardır. Titanların isyanları sırasında tarafsızlığını korumuş ve başkaldırmamış bir Titan oğlu olarak Zeus’un gözüne girmeyi başarmıştı. Zeus onu Olympos’taki ölümsüzlerin arasına aldı. Oysa o Zeus ve arkadaşlarına karşı kin besliyordu. Dedelerinin öcünü almak için, kendi gözyaşıyla yoğurduğu balçıktan ilk insanı yarattı. Sonra onun acizliğine acıyarak, Hephaistos’un alevler saçan ocağından bir kıvılcım çaldı ve insanlara armağan etti. Bunun için Tanrı Zeus tarafından Kafkas Dağında zincire vurulmuş ve Prometheus Desmotes (zincire vurulmuş Prometheus) adıyla anılmıştır. Tanrılarca görevlendirilen bir kartal sürekli olarak, her gece yeniden oluşan karaciğerini kemirmektedir. Onu Kafkas dağının tepesindeki bu işkenceden Zeus’un oğlu yarı tanrı, ölümlü Herakles (Herkül) kurtarır. Prometheus; “Zeus tahtından düşmedikçe benim işkencelerimin sonu yoktur” der, böylelikle insanlığa özgürlüğün yolunu göstermiş olur.
Zincire vurulmasındaki asıl neden Zeus’un ondan korkuyor olmasıdır. Geleceği görme yetisi olan bir titan’dır ve bu yetisini kullanarak Zeus’un Kronos’u tahttan indirmesine yardımcı olmuştur. Gelecekte de Prometheus’un bu özelliğini kendisinin tahttan düşürülmesi için de kullanacağından korkan Zeus, Prometheus’un ateşi (bilgiyi) çalarak insanlara vermesi ile ondan kurtulmak için gerekli fırsatı elde etmiştir. Bu işkence 30.000 yıl sürmek üzere planlanmıştı, fakat Herkül’ün onu serbest bırakmasıyla Prometheus kendisinin karaciğerini her gün yiyen kartalı buldu ve öç olarak kartalın karaciğerini yedi. Zeus bu şekilde cezasını sonlandıran Prometheus’u affetti ve tekrar ölümsüzler arasına aldı.”
İnsanın Yaratılışı

Prometheus’un hikayesini bir de Ayşe Kilimci‘nin kaleminden dinleyelim. Aşağıdaki pasaj Olimpos’ta Bir Kuş Var adlı kitabından alıntıdır:
“Mitolojiye göre Prometheus, ilk insanı balçıktan yaratmıştı… Ama bu balçık su ile değil, gözyaşı ile yoğrulmuştur. Ama insan doğanın en güçsüzüdür: Çıplaktır, korunaksızdır, güçlü pençeleri, ısıtan kürkü, kanadı, hortumu, hızlı koşan çevik ve güçlü bacakları, zehri yoktur. Doğduğunda acılar, yetersizlikler ve giderilmesi gereken ihtiyaçlar yakasına yapışır. Bitki yer, yapraklarla örtünür. Gün ışığının yararından habersiz, mağaralarda gizlenir.
Henüz iki ayak üstünde bile yürüyemez, dört ayaklıdır. Prometheus, yarattığı bu insana acımış ve onu daha iyi yaşatabilmek, koruyabilmek için ateşi kullanmayı, toprağı sürmeyi ve alet yapabilmesi için de madeni işlemeyi öğretmek istemiş.
Prometheus içi oyuk, ama tutuşabilen bir özü olan şeytantersi ağacının dalını alıp Lemnos Adası’na gitmiş. Hephaistos’un alev fışkırtan ocağından bir kıvılcım çalıp dalın içine saklayarak insanoğluna götürmüş. İnsanlar ateş sayesinde yiyeceklerini pişirmeyi, ısınmayı, karanlığı aydınlatmayı öğrenmişler. Ama kerameti kendilerinden bilip tanrıya kafa tutmuşlar… Gizlice habersiz ateşi çalarak insanoğluna götürdüğü, böylece onu şımarttığı için Tanrı Zeus, Prometheus’a çok kızmış. Hephaistos’tan onu Kafkas Dağları’na çıkarmasını istemiş. İlk demirci Hephaistos da zorunlu olarak Zeus’un buyruğunu yerine getirmiş…
Zeus, Prometheus’u yalçın kayalara bağlatıp karaciğerini kartallara yedirmiş. Prometheus’un çilesi tam bin yıl sürmüş, sonra affedilmiş. Ateşi biz kullanmışız, ama diyetini o ödemiş…
Mitolojiye göre Prometheus, heykeltıraşmış da. Hem insan hem hayvan heykelleri yapmış, sonra bunlara can vermiş. İnsanoğlunun kimi kusurlarını da ondan bilirler.
Söz gelimi bir gün atölyesinde çalışırken kol, bacak, baş ve kalplerden oluşturduğu küçük heykelleri rafa diziyormuş.
O sırada Şarap Tanrısı Dionysos (Dionisos) gelmiş. “Ne çok çalıştın, yorulmuş olmalısın. Hadi gidip gezelim, eğlenelim.” diyerek onu gezmeye götürmüş. Birazcık şarap içmişler ve Prometheus çakırkeyif olmuş. Bu yüzden çalışırken bazı yanlışlar yapmış. Oransız parçaları bitiştirmiş, uyumsuz bedenler yapmış… İnsanlardaki kimi kusurlar bu yüzdenmiş.”
Pandora ve Kadının Yaratılışı
Prometheus hakkında başka bir önemli hikaye de Pandora‘yla ilgili…
Prometheus’un insanı yaratmasına öfkelenen Zeus, sadece erkeklerden oluşan insanların huzurunu bozmak ister. Bu amaçla balçıktan ilk kadını yaratır ve onu Prometheus’un kardeşi Epimetheus‘a armağan eder. (Pandora ismi de buradan geliyor. Tanrı armağanı…) Prometheus, kardeşini Zeus’tan gelecek hiç bir şeyi kabul etmemesi konusunda uyarmıştır, ama Epimetheus onu dinlemez ve Pandora’yla evlenir.
Zeus, Pandora’ya bir kutu (ya da çömlek) vermiş ve asla açmamasını söylemiştir. Bu noktadan sonra söylenceler bazı değişiklikler gösteriyor, ama hepsinde de Pandora merak duygusuna yenik düşüyor ve kutuyu açıyor. Böylece kutuya hapsedilmiş olan kötülükler evrene yayılıyor. Artık dünyada huzur kalmıyor. Ancak, son anda aklı başına gelen Pandora, kutuyu kapatır. Kutuda tek bir şey kalmıştır: Umut.
Hikaye dünyadaki kötülüklerle baş etmek için umudun gerekli olduğunu mu anlatır?
Deukalion ve Tufan
Ancak, Zeus’un Prometheus’a olan öfkesi dinmemiştir. Onun yarattığı insanları yok etmeye karalıdır. Bu amaçla dünyaya büyük bir tufan gönderir. Ancak, ya önceden Prometheus tarafından uyarıldıkları için, ya da dürüstlüklerinden dolayı, Prometheus’un oğlu ve karısı bu tufandan haberdar edilirler. Büyük bir kayık yaparlar ve dokuz gün süren tufandan sağ kurtulmayı başarırlar. Tufan sonunda Yunanistan Teselya’da bir dağa otururlar. Ancak dünyada yapayalnız kalmışlardır. Zeus merhamete gelir ve taşları alarak, arkalarına atmalarını söyler. Taşlar insana dönüşür ve böylece insan soyu yeniden türemiş olur. Gelgelelim, bu yeni insanlar bu kez balçıktan değil, taştan yaratılmıştır.
Sonuç
Prometheus ve insanın yaradılışı mitinin İncil’deki Adem ve Havva hikayesini ve Nuh Tufanı‘nı anlatan ve Eski Ahit‘in (Tevrat) ilk bölümü olan Genesis (Tekvin, Türeyiş) ile olan benzerliğine dikkat edin. Ancak, burada tabi çok katmanlı bir yaradılış süreci var. Ama balçıktan yaratma, tanrı buyruğuna karşı gelme, büyüklenme, cezalandırma (cennetten kovulma/çıkarılma) gibi unsurlar benzer…
Öte taraftan Pandora’nın, yüce tanrının (Zeus) koyduğu yasağı dinlemeyerek günah işlemesi de benzerdir.
Prometheus izleği, bir çok eserde arketip olarak kullanılmış ve kullanılagelmektedir. En son örneğini Ridley Scott‘un Prometheus filminde görüyoruz.
Kaynaklar:
- Vikipedia, Prometheus
- Olimpos’ta Bir Kuş Var, Ayşe Kilimci
Kapak Görseli: Jose A. Fadul