mad-max-

Avustralya Sinemasından 10 Bilimkurgu Filmi

Avustralya…

Dünyanın diğer ucundaki ülke diye de bilinen, hiçbir ülkeyle kara sınırı olmayan, büyük ve zengin topraklar. Kanguruların ve okaliptus ağaçlarının diyarı. Dünyadaki pek çok insanın yaşama hayali kurduğu yer…

18. yüzyılın sonlarında İngiliz denizci ve kaşif James Cook tarafından keşfedildi. Keşfedildiği dönemde, adanın yerlisi Aborijinler kıta büyüklüğündeki bu adada neredeyse 50 bin yıldır yaşamaktaydı. Önceleri İngiltere tarafından sürgün toprakları olarak kullanıldı. Ancak oraya sürgüne  giden insanlar ülkeyi öyle güzelleştirdi ki, İngiltere çoğunluğu çorak topraklar olan bu ülkeye büyük yatırımlar yaptı. Günümüzde 1,5 trilyon dolarlık GSYİH rakamıyla dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Çanakkale Savaşı’na bu topraklardan gelen ANZAC askerleri dolayısıyla ülkemizle de tarihsel bağları var.

Elbette bu kadar zengin bir ülkenin sanatta ve sporda da önemli bir yeri mevcut. Ancak sinemada, ilginçtir ki belirli bir sınırda takılıp kaldı ve beklenen patlamayı yapamadı. Dünya sinemasına Mel Gibson, Hugh Jackman gibi yıldızlar kazandırsa da, sanki futboldaki pilot takım misali Hollywood’a oyuncu ve film transfer etti daha çok.

Avustralya sineması, bilimkurgu alanında da önemli film projelerine imza attı ve hatta bazılarını ilerleyen dönemde Hollywood’a devretti.

İşte Avustralya menşeli 10 bilimkurgu filmi…

Mad Max Serisi (1979, 1981, 1985, 2015)

mad max

Avustralya bilimkurgu sinemasının medarıiftiharı, dünya sinemasına Mel Gibson’u armağan eden film serisi. İlk iki filmi Avustralya, sonraki iki filmi ise Avustralya – ABD ortak yapımıdır.

Üçüncü dünya savaşı sonrasında artık iyice zıvanadan çıkmaya başlamış bir dünyada, polis memuru olarak çalışan Max’in maceralarını izleriz. Tam da böylesi bir ortamda aile kuran Max’in mutluluğu kısa sürer ve motosikletli bir çete tarafından karısı öldürülür. Gerisi klasik bir intikam öyküsü şeklinde gelir. Devam filmlerindeyse post-apokaliptik bir dünyada Max’in yolculuklarına ve yolda başına gelenlere şahit oluruz.

Dark City (1998)

Dark City

İncelemesini Oku

Bugün artık klasikler arasında gösterilen Dark City, Avustralya – ABD ortak yapımı. Eski kara filmler tadındaki görselliği ve bir dedektiflik hikâyesi şeklinde başlayıp ilerleyen kısımlarında bambaşka yere giden konusuyla çok özel bir film.

Nasıl geldiğini bilmediği bir dairede uyanan John Murdoch, burada bulunan bir kadın cesedi nedeniyle ansızın cinayet zanlısı olur. Ancak hiçbir şeyi hatırlamamaktadır. Kadını gerçekten öldürmüş müdür, yoksa kendisine bir kumpas mı kurulmuştur? Belki de işin içinde başka şeyler vardır…

Upgrade (2018)

upgrade

İncelemesini Oku

Uzun yıllar James Wan ile ortak projelere imza atan Avustralyalı Leigh Whannell, 2018 yılında ülkesinin bilimkurgu sinemasına çok özel bir film armağan etti.

Bir silahlı saldırı sonucu karısı ölen ve kendisi de felçli kalan Grey Trace, yeniden yürüyebilmek için beyinciğine bir çip takılmasına izin verir. Ancak bu çipte çok ileri düzeyde bir yapay zekâ yüklüdür ve Grey ile hayatını mahveden saldırının faillerini bulmak üzere birlikte çalışmaya karar verir.

I Am Mother (2019)

İncelemesini Oku

Netflix için çekilmiş ve sorduğu sorularla, sorguladığı meselelerle yayımlandığı dönemde çok konuşulmuş bir film var şimdi sırada.

İnsanlığın soyu neredeyse tükenmiştir. Türümüzün kaderi, yapay döllenme sonucu doğacak bebekleri büyütmekle, onlara annelik yapmakla görevli bir robotun elindedir. İlerleyen bölümlerde filmin öyküsü iyice karmaşıklaşır ve başka bir yöne doğru savrulur. Ancak savrulduğu bu yön de yine merak uyandırıcıdır.

Predestination (2014)

predestination

İncelemesini Oku

Alman kökenli Avusturalyalı Spierig Kardeşler’in Robert Heinlein’ın “All You Zombies” adlı öyküsünden uyarladıkları bir film var karşımızda.

Avustralya yapımlı ve ABD dağıtımlı filmimizde, gizli görevdeki bir istihbarat ajanı zaman yolculukları yaparak türlü hedefleri türlü zaman dilimlerinde bombalayan bir teröristin peşindedir. Gizli görevi gereği, barmenlik yaparak ‘bekar anne‘ lakaplı bir köşe yazarıyla diyalog kurması gerekir. Ancak bu diyalog sonucunda kendisiyle ilgili de çarpıcı gerçekleri öğrenecektir.

Triangle (2009)

Kendisinden iki yıl önce çekilmiş İspanyol bilimkurgu filmi Cronocrimenes tadında bir yapım Triangle.

Jess ve dört arkadaşı, yatla bir mavi yolculuğa çıkar. İyice açıldıktan sonra yatlarını fırtına vurur ve telsizle yardım çağrısı yollarlar. Ardından da yardım sinyaline yanıt olarak bir gemi onları kurtarmaya gelir. Gemiye çıkan beş arkadaş, burada aslında kimsenin olmadığını fark eder. Ne var ki Jess, peşlerinde birinin bulunduğunu, kendilerini birer birer avlamaya çalıştığını anlar. Ancak durum görünenden daha karışıktır. Öykündüğü Cronocrimenes filmindekine oranla, korku yönü öne çıkan ve o filmin aksine mizahi yönleri olmayan karanlık bir maceranın içinde buluruz kendimizi.

Daybreakers (2009)

Yine Spierig Kardeşler imzası taşıyan ve yine başrolünde Ethan Hawke’ı barındıran vampir temalı bir bilimkurgu filmi var sırada.

Yakın gelecekte dünya nüfusunun tamamına yakını vampire dönüşmüştür. İnsanlığın neredeyse soyu tükendiği için vampirler kıtlık tehlikesiyle karşı karşıyadır. Sayıları azalan insanlar, şehirlerden uzaklarda gizlenerek yaşamaktadır, ancak vampirlere karşı yeni ve çok etkili bir silah geliştirmişlerdir. Bu silahı kullanmalarına ise kendisi de bir vampir olan Edward Dalton yardım edecektir.

Film, Demolition Man’den öykünerek oluşturulmuş şehir tasarımları ve sıra dışı vampirik toplum modeliyle değişik bir seyir sunuyor.

These Final Hours (2013)

Bu post-apokaliptik filmde, dünyanın sonu gelmiş ve tüm yaşamın yok olmasına yalnızca 12 saat kalmıştır. Başkarakterimiz James, artık umarsızca kaçınılmaz sonu beklemektedir. Ancak yolu, dünyanın yok oluşunu babasıyla birlikte karşılamak isteyen çocuk yaştaki Rose ile kesişir.

Hayatında son bir kez iyilik yapmaya karar veren James, Rose’un babasını onunla birlikte aramaya koyulur. Bu yolculuk sırasında yavaş yavaş hayatın değerini ve hatta anlamını çözmeye başlar. Hayatın anlamını dünyadaki tüm yaşam sona ermek üzereyken bulur.

Otherlife (2017)

İncelemesini Oku

Yine bir Netflix filmi var karşımızda.

Yakın gelecekte bir ilaç firması, beynin çalışma hızını düşüren ve insanları da hayali dünyalara götüren bir tür ilaç geliştirir. Firmanın ortakları Ren ve Sam, müthiş bir keşfe imza atmıştır. Ne var ki bu müthiş icatla ne yapmaları gerektiği konusunda farklı fikirlere sahiplerdir.

Sonunda bu fikir ayrılığı, ortaklığın da bitmesine neden olur. Ancak ortaklık bitse de sorunlar bitmez…

The Invisible Man (2020)

İncelemesini Oku

Upgrade filminin yönetmeni Leigh Whannell’in son filmiyle listemizi tamamlayalım.

H.G. Wells imzalı aynı adlı romanın modern ve serbest bir uyarlaması olan bu filmde, tacizci ve gaddar erkek arkadaşı intihar eden Cecilia, onun bütün servetinin de varisi hâline gelir. Ölen erkek arkadaşının projelerini incelerken görünmezlik üzerinde çalıştığını öğrenir. Ardından da evinde sanki hayalet varmış gibi garip olaylar baş gösterir. Erkek arkadaşının intihar ettiğinden gitgide şüphelenmeye başlayacaktır.

Görüldüğü gibi Avustralya sineması zaman zaman ABD, zaman zaman da İngiliz sinemasıyla ortak yapımlar çıkarıyor. Elbette kendi özgün yapımlarını da bazen izleme fırsatı yakalıyoruz. Bugüne kadar potansiyeline yakışır bir patlama yapamasa da, Avustralya sinemasının da klasikler arasında görülecek daha fazla bilimkurgu filmi üretmesi biz bilimkurguseverlerin en büyük dileklerinden biri.

Yazar: Halil Alpaslan Hamevioğlu

İçsel yolculuğuna 1980'de Polatlı'da başladı. 80'ler ve 90'ların göbeğinde yetişti. O devrin her bireyi gibi bilimkurguyu video kasetlerden tanıdı. Sonra özel kanallar geldi. Hayal dünyası iyice genişledi. Eh, gerçek yaşamında da dünyanın içinden geçtiği dönüşümü gördü. Sovyetler'in bitişini, Berlin Duvarı'nın yıkılışını, popüler kültürün tüm dünyayı etkisi altına alışını... Bir gün okulu bitti ve hem gördüklerini hem de yaşadıklarını yeni nesillere aktarmak istedi. Öğretim görevlisi oldu. Gazi Üniversitesi’nde başlayan, Başkent Üniversitesi’nde devam eden öğreticiliğinde ülke sınırlarını aştı ve kendini Amsterdam Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde buldu. Yazmayı hep sevdi. Âşık olduğu bilimkurgu ile yazma hobisini ise burada birleştirdi.

İlginizi Çekebilir

Murat Menteş’le Geleceği Görenler Öykü Yarışması Yayını

Edebiyat Otopsisi YouTube kanalındaki “Yazarlara Soruyoruz” serisinin yeni bölümünde kulübümüz editörlerinden Emre Bozkuş, edebiyatın sınırlarını …

Bir Cevap Yazın

Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin