“Geliyor geliyor, hazır ol!” diye bağırdı Mehmet, iki gün önce bir gece vakti gizlice dökülmüş hafriyat yığının üstünden. İzmir’in beş benzemez gökdelenlerine komşu bir gecekondu mahallesinin girişindeki üç katlı, metruk binanın çatısından Ali’nin cırtlak, ergen sesi geldi: “Hazırım, gelsin bakalım.” Yaşına göre epeyce uzun olan Ali, özenle seçtiği sağlam taşı Filistin sapanına yerleştirdi ve sallamaya başladı. Havada çemberler çizen sapan …
Devamını gör »