Etiket Arşivleri: Faruk Korkmaz

roket bilimkurgu dergisi

Türkiye’nin İlk Bilimkurgu Öykü Dergisi Roket Yola Çıktı

Ruhşen Doğan Nar‘ın editörlüğündeki Roket Bilimkurgu Öykü Dergisi‘nin ilk sayısı yayımlandı. Plüton Yayın bünyesinde çıkan Roket, sadece bilimkurgu öykülerinden oluşmasıyla Türk bilimkurgu edebiyatında bir ilk olma özelliği taşıyor. İlk sayıda Ruhşen Doğan Nar’ın kaleme aldığı önsöz şu şekilde: Roket Kalkıyor Türkiye’de bilimkurgu dergiciliği hiçbir zaman kolay olmadı. Bu yüzden ne yazık ki bilimkurgu dergilerinin ömrü de çok uzun sürmedi. 1971’de …

Devamını gör »

Pandora’ya Çağdaş Bir Yorum: Hayal Kutusu

Türkiye’de bilimkurgunun ihmal edilen, görmezden gelinen ve yeterince değer verilmeyen bir edebiyat dalı olduğu aşikar. 1950’li yıllarda çevirilerle başlayan bilimkurgu yayıncılığı, aradan geçen yaklaşık yetmiş senelik zamanda işte tam bu nedenlerden ötürü yeterli gelişimi sağlayamadı. Yine de ferdi çaba ve girişimlerin rolünü yadsımamak gerek. Çağlayan, Okat, Baskan, Metis ve halen devam eden İthaki ile Ayrıntı bilimkurgu serileri dilimize çeviri eserleri …

Devamını gör »

Gölgeler ve Renkler | Faruk Korkmaz (Kısa Öykü)

“Kırmızı hapla mı başlasam, yoksa koyu pembeyle mi? Hımm, sarı olanı daha güzel, en iyisi önce onu yutayım.” İlaçlarını, pardon, daha doğrusu; doktorunun çift tırnak içinde sarf ettiği, “Fetüsün gelişimini destekleyici preparatlar” şeklindeki sihirli cümleyle müsemma zamazingolarını hangi sırayla içeceğini şaşırmıştı. Mutfak penceresinin önünde durmuş, iki eliyle soğuk tezgâhı sıkıca kavramıştı, içinden gelen derin bulantı, başından aşağı yayılan ateşe galebe …

Devamını gör »
guguk kusu operasyonu

Guguk Kuşu Operasyonu | Faruk Korkmaz (Kısa Öykü)

05.07.2027 Kadıköy iskele meydanına çıkan minik sokaklardan birinden yürüyerek, denizin ve göğün, o bildik, kollarını açmış sonsuz ferahlığına ulaşmaya çalışıyordum. Marmara’dan, hiç değilse boğazın altın boynuzundan koşup gelen rüzgarlarla kucaklaşmayı umarak adımlarımı hızlandırdım. Meydana vardığımda, saatlerdir gördüğüm manzara sıcak bir hançer gibi gözlerime saplandı, oradan çıkıp yüreğime tekrar tekrar saplandı. Nefes alamıyordum, ağlamaktan şişen gözlerimi açık tutmakta bile zorlanıyordum, en …

Devamını gör »