Tam adı Morena Silva de Vaz Setta Baccarin olan yıldız, bir gazetecinin kızı olarak 2 Harizan 1979 tarihinde Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde dünyaya gelir. Baba Baccarin’in işi gereği ailesi New York’a taşındığında henüz yedi yaşındadır. Juilliard School‘un tiyatro programına yazılmadan önce, 1996-2000 yılları arasında eğitimine Fiorello H. LaGuardia Müzik, Sanat ve Drama Okulu’nda devam eder.
Yönetmenliğini Michael Rymer’in yaptığı 2001 çıkışlı komedi filmi Parfume ile oyunculuk dünyasına ilk adımını atar. Bunu, aynı tarihli bir başka yapım olan Way Off Broadway izler. Filmde Rebecca karakterini canlandıran Baccarin, aynı zamanda kariyerinin ilk başrol oyunculuğunu da üstlenir. Yine 2002 yılında Roger Dodger adlı komedi filminde de ufak bir rol kapmayı başarır. Ucuz komedi filmlerine sıkışıp kalan kariyeri, 2002 yılında yayın hayatına başlayan Firefly ile bambaşka bir seyir kazanır ve sektörün aranan isimlerinden biri hâline gelir. Gerçekten de Firefly, güzel yıldızın kariyerindeki en önemli kırılma noktası olur.
Joss Wheldon‘ın kült televizyon dizisi Firefly, sadece Morena Baccarin için değil bilimkurgu literatürü açısından da ciddi bir kilometretaşı olarak değerlendirilebilir. Bilimkurguyla western’i harmanlayan dizi, televizyon sektöründe örneğini çok az gördüğümüz bir yapım olarak tarihe geçer. Belki de Fox’ta sadece bir sezon sürmesinin sebebi de bu farklılığıdır. Tıpkı dizinin kendisi gibi, Morena Baccarin’in hayat verdiği Inara Serra karakteri de alışılmış kalıpların dışındadır. Özellikle Inara’yla tanıştığımız sahneyi akıldan çıkarmak zordur. Inara, bir çeşit elçidir, aslında onun için hükümet onaylı özel arkadaş da denebilir. Hafifmeşrep Hintli giyim tarzı içinde öylesine yumuşak ve ağırbaşlıdır ki, akılları baştan almayı çok iyi başarır. Baccarin’in tüm o albenisiyle ruh kattığı karakterimiz, adeta dizinin divası konumundadır; göz kamaştıran zarafeti ve çekiciliğinden etkilenmemek imkânsızdır.
Firefly evreninde eskort servisi, günümüzdeki gibi olumsuz bir kültürel etki taşımaz, aksine asil bir zarafetin nişanesidir. Bu bilgiler ışığında dizinin cinsellik üzerinden prim yapmaya çalışmadığı ortadadır. Zaten Whedon, iş kadın karakter yaratma konusuna geldiğinde daima titiz ve cömert olmayı bilmiştir. Baccarin’in yeteneğiyle karakterinin sıra dışılığı bir araya geldiğinde, ortaya da izlenmesi keyifli bir uyum çıkar. Baccarin’in kariyeri, Firefly sayesinde ciddi bir tırmanışa geçer. Her ne kadar ömrü kısa sürse de, Firefly bilimkurguseverlerin gönlünde ayrı bir yer tutmayı başarır. Ayrıca yarattığı hayran kitlesi ve DVD satışlarındaki üstün başarısı sayesinde diziye Serenity adında bir devam filmi de çekilir.
Firefly’dan sonra bilimkurgu dışı çeşitli yapımlardaki ufak tefek rollerle izleyici karşısına çıkmaya devam eden aktrisin yolu, 2006 yılında efsanevi dizi Stargate SG-1 ile kesişir. Toplam on sezon süren ve tüm dünyada milyonlarca hayranı bulunan diziye sadece son sezonunda dâhil olabilse de, canlandırdığı karakter dizinin kurgusunda hayati bir öneme sahiptir. Zira Stargate evrenindeki en dişli düşmanlardan biri olan Ori‘ların hem başkumandanı ve hem de Mesih’i konumundaki Orici rolündedir. Ori’ların müdahalesi sonucu Vala Mal Doran tarafından babasız olarak doğurulan karakter, aynı zamanda Hristiyanlık inancına da ciddi göndermeler taşır. Hatta Orici için Stargate mitolojisinin Dişi İsa‘sı demek bile mümkündür.
Dizi boyunca toplam beş bölümde görebildiğimiz Baccarin, dizinin ilk devam filmi olan Stargate: The Ark of Truth‘un kadrosunda da yer alarak hayranlarını sevindirmeyi sürdürür. Yapımın kötü karakter kontenjanındaki isimlerden biri olsa da, gerek karakterinin derinliği, gerekse Ori’ların kanlı canlı en yüksek temsilcisi olması bakımından diziye çok şey kattığı ortadadır. Ayrıca Stargate SG-1’daki performansıyla, kötü karakter rollerinde ne kadar başarılı bir iş ortaya çıkardığını da cümle aleme gösterir. Bu açıdan, SG-1’daki başarısının gelecek rolleri için bir referans niteliği taşıdığı da söylenebilir.
2009 yılında yayın hayatına başlayan V (Ziyaretçiler), 80’li yıllarda oldukça ses getirmeyi başaran aynı isimli dizinin modern bir uyarlamasıdır. Bir gün şehirlerin üzerinde dev uzay gemileri belirir. Dünyalılar yaşanan bu olayın şoku içindeyken ortaya ziyaretçilerin güzel, alımlı ve karizmatik lideri Anna çıkar ve yaptığı bir duyuruyla gönüllere su serper. Zira Dünya’ya barış için gelmişlerdir. Tabii bir grup insan, bu iyiliksever olduklarını söyleyen ziyaretçilerin samimiyetine inanmaz ve türlü maceralara yelken açılır. Tahmin edebileceğiniz gibi, ziyaretçilerin lideri Anna rolünde Morena Baccarin’i görürüz. Özellikle kısa saçlarıyla arzı endam eden aktris, görünürdeki sevecenliğinin aksine alttan alta tekinsiz bir karakter profili çizmeyi çok iyi başarır.
Baccarin’in performansı yüksek düzeyde seyretmesine rağmen, dizi genel anlamda vasat bir yapım olarak kayıtlara geçer. Final bölümündeki başarısını bir yana bırakırsak, uzun uzadıya ve ağır aksak işlemesi dizinin sonunu getiren en önemli etkenler arasındadır. Tabii hâl böyleyken dizinin iptal edilmesi kaçınılmazdır ve beklenen de gerçekleşir. Rolünün hakkını veren Baccarin’i daha fazla izleme şansından mahrum kalsak da, o kocaman ağzını açıp lüpür lüpür fare yiyişi akıllardan çıkacak gibi değildir.
Deadpool filminde canlandırdığı Vanessa rolüyle ve özellikle de ihtiras dozu yüksek sevişme sahneleriyle bir kez daha adından söz ettiren Baccarin’in kariyeri, daha pek çok ilginç ayrıntıyla doludur. Kendisini Still Life, The O.C, Heartland, Homeland, The Mentalist ve Gotham dizilerinde görebileceğiniz gibi, yaptığı seslendirmelerle de hatırlayabilirsiniz. İlk akla gelen seslendirme işi ise hiç kuşkusuz The Flash dizindeki yapay zeka Gideon’dır…
2011 yılında film yapımcısı ve yönetmen Austin Chick ile evlenen Baccarin, bu evliliğinden bir erkek çocuk sahibi olur. 2016 yılında resmi olarak sonlanan evliliğinin ardından Gotham dizisinden rol arkadaşı Ben McKenzie (James Gordon) ile ilişkisini açıklar. 2017’de dünya evine giren çiftin, Frances Laiz Setta Schenkkan adında bir kız çocukları da vardır. Kariyeri bilimkurgu yapımlarıyla dolu bir aktris olarak, Comic-Con gibi festivallerde aranan ve en fazla ilgi gösterilen isimler arasında yer aldığını belirtmeye gerek bile yoktur. Baccarin de bu ilgiden ve kendisine yakıştırılan Geek Kraliçesi unvanından epeyce hoşnut. Hâl böyle olunca, bize de kariyerini takip etmekten başka çare kalmıyor…