star trek hemmer

Kahraman Olmaya Engel Yok: Hemmer, Diğerleri ve Bozuk Olanı Düzeltmek

Fiziksel ya da zihinsel engeli olan kahramanlarla karşımıza çıkan eserlerin sayısı ne yazık ki fazla değil. Bilimkurgu engelli bir kahraman tasarlamak için zor bir tür gibi gelebilir. Aslında yalnızca hayal ederek mevcut koşulların ve sınırların dışına çıkılabildiği düşünüldüğünde, tam aksine belki de bunun en mümkün olduğu tür bilimkurgudur. Her ne kadar sayıca yetersiz olsa da bilimkurgu, gerek kitaplar ve çizgi romanlarla, gerekse sinema ve televizyon eserleriyle bize ikonik engelli -daha doğrusu “engelsiz” kahramanlar kazandırdı.

Kuşkusuz bunların içinde görme engeli olan kahramanların yeri ayrıdır. Sevilen “süper kahramanMatt Murdock; nam-ı diğer Daredevil çoğu kişinin ilk aklına gelen isimdir. Fantastik Dörtlü’nün Alicia Masters‘ı, yine Marvel’in Blindfold‘u Ruth Aldine, DC Comics’in Doctor Midnight‘ı Beth Chapel gibi çizgi roman karakterlerine de aşinayız. Dune Mesihi’nde Paul Atreides ve Matrix Revolution’da Neo da görme yetilerini kaybetmişti. Tabii esasında bu onlara bir şey kaybettirmemiş, aksine insan gözünün görebileceği aldatıcı dünyanın ötesinde bir gerçekliği görebilme gücü kazandırmıştı. Zaten bütün bu karakterler görme eksikliğini farklı güçler ya da özelliklerle bir şekilde kapatabilmekte, hatta bunu üstünlük hâline getirebilmekteydi.

Son dönem Star Wars filmlerinden tartışmasız herkesin sevdiği Rogue One da bize görme engelli bir kahraman sundu: Chirrut Imwe. Ölüm Yıldızı’nın planlarını çalmak üzere harekete geçen ve “Güç benimle beraber, ben de Güç’le bir bütünüm. Hiçbir şeyden korkmuyorum çünkü her şey Güç’ün iradesinde,” diyen Chirrut Imwe, unutulmaz karakterler arasındaki yerini çoktan aldı. Kim Stanley Robinson’ın “The Blind Geometer”i Carlos ise süper güçleri olmadan, yalnızca aklı ve uzmanlığıyla bir şeyler başarabilen karakterdendi. Yine buna yakın çizgide olan bilindik bir karakter ise Star Trek: The Next Generation’dan Geordi La Forge‘du.

Gene Roddenberry bu karakteri, felçli bir Star Trek hayranı olan ve 1975’de hayatını kaybeden George La Forge’un anısına saygı mahiyetinde yazmıştı. Roots / Kökler dizisinde Kunta Kinte karakterine hayat veren LeVar Burton‘un canlandırdığı Geordie La Forge, doğuştan görme engelli bir insandı. Göz çevresine takılan bir vizör sayesinde, normal görme duyusu gibi olmasa da görme açığını kapatabilmektedi. Başmühendisti ve Star Trek’in en hızlı terfi eden komutanıydı. Hayranlar açısından bakarsak, kimilerine göre 24. yüzyılda hâlâ görme engelinin çözülememiş olması saçmaydı; kimileri ise aksine söz konusu vizör gibi çözümleri 24. yüzyıl için bile iyimser buluyordu. Ama herkesin hemfikir olduğu bir şey vardı ki, Gene Roddenberry 1987’de bu karakteri yazarak hem adını verdiği Star Trek hayranına hem de görme engellilere saygısını sunmuş, engelsiz ve eşitlikçi bir toplum için tavrını ortaya koymuştu.

hemmer

Star Trek günümüze geldiğimizde de bu yolu izleyerek bize yeni bir karakter armağan etti: Başmühendis Teğmen Hemmer. Teğmen Hemmer, Aenar türündendi. Aenarlar, Andorian halkının efsanevi, son derece münzevi bir alt koluydu. Doğuştan kör olmalarına rağmen, inanılmaz derecede gelişmiş duyuları vardı, bunlarla görme duyusunun eksikliğini fazlasıyla telafi edebiliyorlardı. Ortalama bir Andorian’dan çok daha yüksek düzeyde telepatiktiler. Hemmer’ın bu konudaki yeteneğine özellikle 8. bölüm: The Elysian Kingdom‘da şahit oluyorduk. Atılgan Jonisian Nebulası’nı araştırırken, daha sonra yine Hemmer tarafından “Boltzmann Beyni” olarak adlandırılan varlık, Hemmer dışında herkesi etkisine alıyordu. Boltzmann Beyni, kendi kendine oluşmuş, fiziksel bedeni olmayan bir bilinçti. Hemmer’ın onun etkisine girmeme sebebi Aenarlara özgü telepati yeteneğiydi. Daha sonra Doktor M’Benga’nın varlıkla konuşabilmesi için bedenini bir kanal hâline getiriyor ve iletişimi mümkün kılıp sorunun çözümünü sağlıyordu.

Hemmer zaten görme engelini esasında bir engel olarak görmüyordu -ki değildi de. 2. bölümde, tanıştıkları sırada harbiyeli genç Uhura’nın iyi niyetli yardım isteğini reddetti. Onun “duyusal noksanlık” tabirine kızdı. Spock Uhura’ya, Aenarların önsezilerinin görme eksikliklerini telafi ettiğini söylediğinde, bunun telafiden ziyade bir üstünlük olduğunu söyledi. Her ne kadar zıtlaşıyor gibi görünseler de, genç Uhura’yla çok iyi bir ekip oldular. Aralarında yapımcıların deyişiyle bir nevi Obi-Wan ve Luke Skywalker ilişkisi kuruldu. Hemmer, Uhura’yı eğittiği ve hayat dersi verdiği gibi, Yıldız Filosu’ndaki görevine devam etmesi için de itici bir güç oldu.

Hemmer işinde çok iyi, ciddi ve disiplinliydi. Başmühendis olduğu için Atılgan ona emanetti. Sert görünüyordu ama yeri geldiğinde şakacıydı da, Uhura gibi çaylaklara takılmayı seviyordu. Bitkileri sevdiğini, Yıldız Filosu’na katılmasaydı botanikçi olmak istediğini söylüyordu. Hemmer da diğer Aenarlar gibi pasifistti; savaşmaya karşıydı ama arkadaşlarını ve ihtiyacı olanları korumak için göreve hazırdı. “Yıldız Filosu için savaşmayacağım; ama ideallerini savunacağım. Pasifizm pasiflik demek değildir. Doğal evrendeki tüm canlıların etkin şekilde korunmasıdır,” diyordu. Uhura’nın akıl hocası oldu, ona kendi amacını bulması ve yolunu çizmesi için cesaret verdi. “İnsanlar hayatlarının çoğunu ölüm endişesiyle harcıyor. Aenarlar, sonun ancak kişi amacını gerçekleştirdiğinde geleceğine inanır. Bu sona bir anlam kazandırır,” diye belirtiyordu. Uhura amacının ne olduğunu sorduğunda Hemmer, o ileride daha da anlamlı olacak cevabı veriyordu: “Bozuk olanı düzeltmek”.

Hemmer büyük fedakarlığıyla amacını gerçekleştirdi ve Uhura onu bu sözleriyle anıp uğurlayarak, kendi amacını Yıldız Filosu’nda aramaya karar verdi. Böylece Hemmer’ın ona son söylediklerini de yerine getirmiş oldu: “Sana son bir tavsiye vermek istiyorum. Kendini aç. Diğerlerinin arasında kendine bir yuva kur; böylelikle üzüntüden çok neşe bulacaksın.” Hemmer’ı daha da özel yapansa, karaktere can veren oyuncu Bruce Horak‘ın gerçekten görme engelli olmasıydı. İşte bu örneğine sık rastladığımız bir şey değildi!

Horak, Hemmer’ın ölümünün kendisine en başta söylendiğini ve kendisinin de “eğer ölecekse en havalı şekilde ölmeli” dediğini ifade ediyor ve nihayetinde bunun “asil bir ölüm” olduğunu ekliyor. “Böyle bir fedakarlık, Yıldız Filosu’nun varoluş sebebidir: Sevdiklerin için kendini feda edebilmek. Uhura’ya verilen bu güzel ders, tüm dağınık parçaları güzel bir bağ ile birleştiriyor.” Aynı zamanda bir ressam olan Bruce Horak, Star Trek ruhuyla ilgili şunları söylüyor: “Roddenberry tarafından hayal edilen bu gelecek, herkesin yerinin olduğu ve herkesin hoş karşılandığı bir evren. Tam da arzu ettiğim evren. Yapmak istediğim şeyin özü engellere ve farklılıklara,  yeteneklere ve benzeri şeylere dair ne yapıp ne yapamayacağımı bulmak, hem toplumun önyargılarına hem de şahsi önyargılarıma karşı savaşan bir engelli olarak bu işe kendi deneyimimi katmaktı.”

Hemmer’ı geç bulduk, çabuk kaybettik. Ama zamanın bize yeni Hemmer’lar ve yeni Horak’lar göstermemesi için bir sebep de yok. Önyargılarımız dışında…

Gidişinin 20. yılında, kahraman olmak için gözlere gerek olmadığının kanıtı olan kahramanım babama…

Yazar: Münevver Uzun

Onu siz delirttiniz!

İlginizi Çekebilir

star trek - Tomorrow is Yesterday kapak

Bir Star Trek Kehaneti: Tomorrow is Yesterday ve Ay’a Yolculuk

Daha önceki yazılarımızdan birinde bilimkurgu için şu ifadeleri kullanmıştık: “Bilimkurgu bize sınırsız hayal edebilme imkânı …

Bir Cevap Yazın

Bilimkurgu Kulübü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin